İstatistiklerle İstanbul'un Deprem Gerçeği! Beklenen Büyük İstanbul Depremi Gece Olursa...

İBB, İstanbul'un deprem gerçeğini anımsatan önemli istatistikleri yayınladı. Beklenen büyük İstanbul depremi gece saatlerinde meydana gelirse can kaybı ne olur?

İstatistiklerle İstanbul'un Deprem Gerçeği! Beklenen Büyük İstanbul Depremi Gece Olursa...
Editör: Hakan A.
04 Kasım 2020 - 18:39

30 Ekim 2020 günü İzmir’in Seferihisar ilçesi açıklarında AFAD’a göre 6.6, Kandilli Rasathanesi’ne göre 6.9 büyüklüğünde gerçekleşen deprem İzmir’i ve çevresini şiddetli biçimde etkiledi ve herkese deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı.

Halbuki deprem gerçeğini hatırlamamız için depremlerin olmasını beklememize gerek yok. Bilimsel veriler bizlere Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada deprem riski en yüksek ülke olduğunu açıkça gösteriyor:

  • ● Türkiye’de nüfusun %70’i deprem bölgelerinde yaşıyor.
  • ● Ülke yüzölçümünün %66’sı aktif fay hatları üzerinde.
  • ● Son yüzyılda Türkiye’de gerçekleşen afetlerde kayıp ve hasarların %75’i deprem kaynaklı oldu.
  • ● Depremin büyüklüğünün teknik olarak ölçülmeye başlandığı 1900’den bugüne son 120 yılda Türkiye’de aletsel büyüklüğü 7’nin üzerinde 18 deprem meydana geldi.(1) 
istanbul deprem gerçeği

Bir deprem ülkesi olduğumuzu depremlerden kısa bir süre sonra unutabiliyoruz. O yüzden bugün, depreme hazırlığı gündelik hayatımızın ve yaşam tarzımızın bir parçası haline getirdiğimiz yeni bir bakış açısına ihtiyacımız var. 30 yıl içinde 7 üzeri büyüklükte bir deprem beklenen İstanbul bu hazırlıkların öncüsü olmak zorunda. 16 milyonu aşkın nüfusu ve Türkiye ekonomisinin ağırlık merkezi olarak İstanbul depreme hazırlıkta kritik öneme sahip. Zira depreme hazırlıksız yakalandığı takdirde 7.5 büyüklüğündeki bir depremde İstanbul’da

  • ● 48 bin bina yıkılacak veya ağır hasar görecek
  • ● 194 bin bina orta ve üstü hasar alacak
  • ● Yolların %30’u kapanacak
  • ● 120 milyar TL ekonomik kayıp yaşanacak(2)

Bugüne kadar hazırlanan onlarca bilimsel rapor ve araştırmada dile getirildiği gibi depreme hazırlıkta hasar görebilecek bu dayanıksız yapıların ve altyapının güçlendirilmesi veya yenilenmesi önceliğimiz olmalıydı. Ne var ki, kentsel dönüşüm ve 6306 sayılı afet yasası deprem riski yüksek bölgeleri güçlendirmek değil arsa değeri yüksek bölgeleri yapılaşmaya açmak ve daha çok kent rantı elde etmek için kullanıldı.

İstanbul’daki yoğun yapılaşmanın bir sonucu olarak bugün aslında ilk büyük depremde yıkılacağı düşünülen 48 bin riskli binada oturan herkesi yerleştirmeye yetecek kadar boş veya oturulmayan ikincil konut bulunuyor. Yeni yapılaşma yerine mevcut konutlar depreme karşı değerlendirilebilir. Ancak siyasi ve ekonomik tercihler ile mevzuat buna engel oluyor.

Bundan böyle, deprem karşısında kent rantını değil yaşam hakkını önceliklendiren yeni bir vizyona, yeni bir mevzuata ve yeni bir kentsel iyileştirme programına ihtiyaç var. 

Bunun için merkezi hükümetin, yerel yönetimlerin, özel sektörün, STK’ların, üniversiteler ve araştırma kurumlarının, uzmanların ve tüm İstanbulluların halk sağlığını ve yaşam hakkını korumak önceliğinde siyaset üstü bir birliktelik ve dayanışma içinde hareket etmesi çok önemli.

Kentsel altyapının afetlere karşı güçlendirilmesi önceliğimiz olmalı. Bununla birlikte deprem toplanma alanlarının, geçici barınma bölgelerinin, seyyar ve yüzer hastanelerin de hazırlanması ve bu alanlara erişimi kolaylaştıracak gerekli bilgilendirme ve duyuruların yapılması büyük önem taşıyor.

Kentin fiziksel altyapısının iyileştirilmesi deprem ve afetlere dayanıklılığı artırmak için tek başına yeterli değil. Vatandaşların afet ve deprem bilincinin geliştirilmesi de en az binaların ve altyapının iyileştirilmesi kadar önemli.

İstanbul’un tüm mahallelerini kapsayan “Sosyal Hasargörebilirlik” araştırmasına göre

  • ● İstanbulluların %42’si depremde yaşanacak kayıpları tamamen kader olarak görüyor
  • ● İstanbulluların %46’sı ise deprem için hiçbir önlem almadığını belirtiyor. (3) 

Halbuki, depremler doğal afetler olsa da depremde yaşanan can ve mal kayıpları doğal değil önlenebilir insan yapımı sorunlardan kaynaklı.

Deprem eğitimleri hayat kurtarıyor. İstanbul’da tüm Türkiye’ye öncü olacak bir deprem eğitim seferberliği başlatılması gerekiyor.

Japonya’nın Kobe kentinde 1995’te gerçekleşen depremde 1999 İzmit depreminin iki katı kadar bina tamamen yıkıldı. Ancak Kobe depreminde hayatını kaybedenlerin sayısı İzmit depreminin üçte birinden az oldu. Benzer nüfustaki iki kentte benzer büyüklükteki depremlerin yol açtığı insan kaybının Japonya’da çok daha az olmasının nedeni Japon halkının deprem konusunda eğitilmiş, hazırlıklı ve bilinçli olmasıydı.

Ülkemizde depremlerde ölüm ve yaralanmaların birçoğu orta hasarlı yıkılmamış binalarda gerçekleşiyor. Bunun nedeni deprem bilinci ve eğitimi konusundaki eksiklikler. Deprem eğitim ve tatbikatlarıyla öğrenilebilecek bina içi mobilya sabitleme, deprem çantası bulundurma, deprem sırasında daire içinde en güvenli yerin neresi olduğunun önceden kararlaştırılması, deprem sırası ve sonrasında yıkılmış olabilecek balkon ve merdivenlerden uzak durma gibi bir takım basit önlemlerin alınmamış olması yüzlerce hayata mal oluyor.

Vatandaşların deprem sırası ve sonrasında kendilerini nasıl koruyacaklarına dair eğitimler alması, deprem ve afetlere dair bu eğitimlerin her kesime ulaştırılması ve tatbikatların tüm İstanbul’u kapsayan, düzenli ve sürekli bir hale getirilmesi hayati öneme sahip.

Unutmayalım ki, depremi önleyemesek de depremde yaşanabilecek kayıpları en aza indirmek elimizde.

(1) İstanbul Deprem Çalıştayı Raporu. (2019). İBB

(2) İstanbul Deprem Çalıştayı Raporu

(3) Afetler Karşısında Sosyal Hasargörebilirlik Araştırması. (2018) İBB, Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı, Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü

YORUMLAR

  • 0 Yorum