Reklamı Geç
Kentsel dönüşümün yeni hikayesini yazmak mecburiyetindeyiz..!
Müjdat Güler

Müjdat Güler

Nova Group CEO'su

Kentsel dönüşümün yeni hikayesini yazmak mecburiyetindeyiz..!

Değerli Arkadaşlar,

6306 sayılı Kentsel Dönüşüm yasası 2012 yılında çıkartılırken ana hedef, depreme dayanıklı olmayan binaları dönüştürerek depreme dayanıklı, akıllı, yüksek teknoloji ile yapılmış binalar ve yeşil bir çevre yaratmaktı.

Emlak Pencerem / Emlak haberleri merkezi - 4 Ağustos 2017 - İstanbul

Yasa çıkartılırken Türk insanının bakışı, mülkiyet konusu, 2981 sayılı yasa, nazım imar planları, 1/100.000’likler, yola ayrılmış belediyelere geçmiş alanlar, hak sahiplerinin tamamıyla anlaşma mecburiyeti, finansmanı, yapımı ve hak sahipleri ile anlaşma ofisleri hiç düşünülmemişti.

Bunların hiç birinin alt yapısı hazırlanmadan, bilir kişiler işe dahil edilmeden çıkartılmış bir yasa ile, “ben yaptım oldu” anlayışı ile alt yapısı, kadroları, müteahhitleri, hak sahipleri, ofisleri, hukukçuları, emlakçıları, finansçıları, psikologları oluşmadan, matematiği olmayan bir işin yasası çıkartıldı.

Sonradan bu iş için çantacılar, çantacı gibi iş yapan hukukçular; “ben her şeyi yaparım” diyen, bir kamyon dolusu adamı olup da hepsini toplasan içinden üç adam çıkmayacak firmalar türedi. Bunlar ülkenin bu denli büyük sorununu çözmeye soyunmuş ama hala vizyonu, bilgisi, global dünya ile ilişkisi olmayan insanlar.

O yüzden bu işte herkes gözünü tek adama dikmiş vaziyette. Dünün tüm sorunlarını Bakanlara yüklemekle bu işlerin altından kalkılamaz. Bu denli büyük bir işin bir takımı yok, oyun kurucusu yok, kadroları yok.

Ortada yapılmış başarılı işler var, hatalar var, büyük yanlışlar var. Bunlar esasında büyük kazanımlar. Bir de şu anda belediyecilikten gelmiş usta bir Bakan var ama bu kadrolar bu konuda yeterli değil; hem kadro açığı var, hem projelerin finans sorunu var, hem ortada plan yok.

500.000 adet yeni konutu dönüştürmek demek, Türkiye’yi bir “İspanya” yapmak demek olabilir. Öncelikle belirlenmesi gerekenler; ihtiyaç nedir, kim bu ürünleri alacak, bunu nasıl finanse edeceğiz, kime satacağız, iç finans nasıl olacak, ikincil kağıtlara nasıl geçeceğiz? GYO ve GYF nasıl kullanılacak, bireysel emeklilikte toplanmış kaynakların % 30’unu nasıl kentsel dönüşümün bitmiş ürünlerinde kullanacağız? Kıdem tazminatları ile alımlara nasıl başlayacağız; proje kredileri ile bu işlerde bankaları, belediyeleri, Kiptaş ve İller Bankası organizasyonunu nasıl sağlayıp bu işi borsaya ve dışarıya nasıl pazarlayacağız? İslamik fonları ve bu projeyi Dünya Bankası ile Avrupa Yatırım Bankası’na nasıl pazarlayacağız?

Bunları sağlamadan bu işte 500.000 adetlik üretime geçmek zor. Deprem sorunu yakınımızda olduğu için bu üretimi sağlamayıp 7 milyon hane halkını göz göre göre ölüme terk etmek de çok yanlış.

İşte önce insan önemli, bunu dünyaya satmamız, dünyadan kaynakları almamız, yaşarken insanları öldürmemek için bu projeyi dünya projesi haline getirmemiz gerekir.

Türkiye’nin finans yapısı, üretim teknolojisi, inşaattaki hız, bankaların proje kredisi verme imkanları düşünüldüğünde, varlık fonunu bile bu işe soksak imkanlarımız yeterli değil. Yaptık diyelim, satın alma gücü bu ürünleri almaya müsait değil. Kentsel dönüşümün yeni hikayesini yazmadan bu sorunları çözmek mümkün değil.

Çok değerli müteahhitler, kentsel dönüşüm hukukçuları, çözüm ortakları, bankacılar, kentsel dönüşüm ürünleri satan emlakçılar ürettik ama bunların gerek sayısı, gerek kalitesi, gerek tecrübeleri yeni bir hikaye yazmaya müsait değil. Çoğu, sorun çıktıkça sorunu görüp o anda çözüm bulacak kadar bilgili ve tecrübeli insanlar…

Cumhurbaşkanımız çok usta bir hoca. Oyunculara, “Toplanın, bana bu işle ilgili bir rapor hazırlayın.” diyor. O da biliyor ki sunulacak çözüm önerileri aspirin tedavisi gösterecek. Bu sorunları çözmek için: Beyin ithali, yabancı firma ithali, yabancı sermaye ithali şart. Bu proje, milli proje olmaktan çıkıp dünyanın projesi ve özellikle İstanbul’un kurtulması olarak ele alınırsa Ortodoksların din merkezini kurtarmak, camileri kurtarmak, finans merkezlerini kurtarmak, dünyanın başkenti İstanbul’u, sanatı ve kültürü kurtarmak olarak ele alınırsa doğru çözümler gelebilir.

Bizim hızımız, matematik yapma yeteneğimiz, proje üretme bilgimiz; bu dev projeyi yönetmeye, kaynağını temin etmeye, satmaya hazır değildir. Olmadığını geçmişte gördük.

Yeni bir hikaye yazmak mecburiyetindeyiz. Bu konu siyasetçilere veya şuralara bırakılmayacak kadar önemlidir. Konu halka mal edildiğinde, gündem Fikirtepe’deki o tek evden çıkıp milyonlarca insanın riski olarak görüldüğünde çözümler gelecektir.

Henüz ortada saptanmış sorunlar ve çözüm reçetesi bile yoktur; bekleyelim görelim. Şura raporları sonrasında şapkanın içinden tavşan çıkacak mıdır?

Sevgi ve selam ile

Müjdat Güler

Not: Müjdat Güler'in 4 Ağustos2017 tarihli "Kentsel dönüşümün yeni hikayesini yazmak mecburiyetindeyiz..!köşe yazısı emlakpencerem.com a aittir. Bu köşe yazısını sadece yazar ismi ve Emlak Pencerem ismini kullanarak, ve ilgili yazıya bağlantı vererek alıntı yapabilirsiniz!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar